Alice harikalar diyarında, algılarımız ve yeni bir terapi yaklaşımı: Geri Çağırma Terapisi

Tüm ruhsal sorunların kaynağı nedir?

Zihnimiz nasıl çalışır?

Zihni iyileştirmek mümkün müdür?

Alice’in tavşan deliğinden düşüşü, algılarımız ve zaman çizgimiz

Aşağı, daha aşağı, daha da aşağı…

Bir bahar günü, hayatında hiç yelek giyen ve saat taşıyan bir tavşan görmemiş olan Alice, tavşan deliğine atlayarak onu takip eder ve kendini bambaşka bir dünyada bulur. Fizik kurallarının geçerli olmadığı bu tuhaf dünyada Alice, bir büyüyüp bir küçülür, beklenmedik çay partilerine ve oyunlara katılır, kendini akla hayale gelmeyecek maceraların içinde bulur. Bu yeni dünyada, zaman kavramı bildiğimizden çok farklıdır.

İşte aynı Alice’in içine düştüğü bu dünyadaki gibi, zihnimizin yasaları da fiziksel dünyanın yasalarına göre oldukça değişiktir. Beynimiz hücresel seviyede tepki verdiğinden, zihnimizin dış dünyadan gelen uyaranları yorumlayıp kaydetmesi, aklımızın almayacağı bir hızda gerçekleşir. Bu nedenle herhangi bir davranışta bulunmak için karar verme süremiz de inanılmaz derecede hızlıdır.

Hayatta verdiğimiz kararlar ve gösterdiğimiz davranışlar geçmiş ve gelecek tüm yaşantılarımızı belirler. Tüm yaşamımızı, matematikteki bir sayı doğrusu gibi düşünürsek, sıfır noktası şimdiki zamanı, sıfırın solundaki noktalar geçmişimizi, sağındaki noktalar ise geleceğimizi temsil eder. Bu sayı doğrusuna, “zaman çizgisi” denir. Yaşamımız boyunca edindiğimiz tüm tecrübeler, zaman çizgimize eklenir.

Peki zaman çizgimizdeki tecrübelere neden olan davranışlarımızı ne belirler?

Başka bir ifadeyle, insan davranışlarının altında yatan şey nedir?

Yaşamın temel amacı ve prensibi

“İnsan davranışlarının altında yatan şey nedir?” sorusunun cevabını verebilmenin tek yolu şu soruyu yanıtlamaktır:

Yaşamın amacı nedir?

İşte insanın tüm davranışlarını belirleyen temel dinamik, bu sorunun cevabında yatmaktadır. Ve bu sorunun cevabı, teknolojinin geliştiği günümüzde beyin görüntüleme çalışmalarıyla verilmiştir:

Yaşamın amacı hayatta kalmaktır.

Fizikteki son buluşlara göre; yaşam, zaman, mekan ve enerji, tek bir kaynaktan başlamıştır ve bunlar neredeyse sonsuz uzaklıktaki bir hedefe doğru, kendilerine emredilmiş gibi hareket ederler. Yani onlara sadece ne yapacakları söylenmiştir: Hayatta kal!

Hiçbir davranışımızı “hayatta kal!” dürtüsü olmadan açıklayamayız. Tüm davranışlarımızın ve tepkilerimizin altında yatan tek dinamik budur. Ve kişinin hayatta kalmasını tehdit edecek her şey, ruhsal ve psikosomatik sorunlara yol açar.

Tüm ruhsal sorunların kaynağı

Zihnimiz şu ana kadar tasarlanmış veya tasarlanabilecek herhangi bir bilgisayardan çok daha üstündür. Ruhsal problemler yaşıyor olmamız, bu harika bilgisayarın yanlış çalıştığı anlamına gelmez. Bu problemler, algıladığımız verilerin eksik veya yanlış olduğu, bilgisayarın çalışma prensiplerine uygun davranmadığımız anlamına gelir. Aynı şekilde zihnimiz, ondan çelişkilerle dolu problemleri çözmesini istediğimizde, kaçınılmaz olarak “error” (hata) verecektir.

Tüm ruhsal problemler bir mantıktan sapma halidir. Kişi aşırı stresliyken, kaygılıyken veya ruhsal durumu oldukça düşükken mantıklı davranamaz. Mantıksızlık, eldeki verilerle doğru sonuca ulaşamamaktır. Halbuki zihnimiz hiçbir şekilde hata yapmayacak biçimde programlanmıştır. Mantıksız korkularımız, aşırı tepki vermemiz, şüpheci olmamız ve ruhsal durumumuzun düşük olması, tamamen elimizdeki verilerin yanlış olmasıyla ilgilidir.

Zihinsel problemler nedeniyle algılarımızdan herhangi biri engellenmiş olabilir. Görme organımızda hiçbir organik sorun yokken, nesnenin rengini algılayamayabiliriz. Yoğun üzüntü ve karamsarlık durumu görüşümüzü bulanıklaştırabilir veya uzağı görmemize engel olabilir. Kaygı seviyesi yüksek kişiler yüksek sesten aşırı rahatsız olabilir. Depresyondaki kişilerin hayata ilişkin çarpıtılmış düşünceleri olduğu bilinen bir gerçektir.

Algılamalardaki bu farklılıklar, kişilerin duyu organları ile zihinleri arasındaki iletişimin engellenmesinden kaynaklanır.

İşte bu engellenmenin gizli kaynağı, tamamen kendi kayıtlarından oluşan bir alt zihindir.

“Otomatik zihin” ve “Problem çözen zihin”

Alt zihin, zihnin bilinçsiz kısmıdır ve “otomatik zihin” olarak adlandırılır. Otomatik zihin etrafında olan biten her şeyi eksiksiz kaydeder ve bu kayıtları davranışlarımızı etkilemek için kullanır. Düşünmez, hatırlayamaz, sadece kayıtları seçer ve seçtiği bu kayıtlarla kişinin bilgisi ve rızası olmadan, zihnin bilinçli kısmını etkiler. Bu şekilde verilen otomatik tepkiler bazen oldukça mantıksız davranışlara, ruhsal ve psikosomatik hastalıklara yol açar.

Otomatik zihin, özellikle fiziksel ve ruhsal acı içeren duygular üzerinde işlem yapar. Düşünceyi ayrıştırma, analiz etme becerisinden yoksundur, sadece etkiye tepki verir. Kayıtlarını, anı veya deneyim olarak değil, sadece her an harekete geçebilecek olan zorlayıcı güçler şeklinde tutar. Otomatik zihnin kayıtlarına “Acı dosyaları” denir. Acı dosyalarındaki veriler aynı bir plağın üzerinde iz bırakan gramofon iğnesi gibidir. Bu işlem sırasında acının alındığı anda ortamda olan her şey eksiksiz kaydedilir.

Bilinçli zihne ise “Problem çözen zihin” denir. Problem çözen zihin, bireydeki farkındalığı, hesaplama becerisini ve hafıza dosyalarını kapsar. Problem çözen zihnin anıları kaydettiği yere “standart anı dosyaları” denir. Standart anı dosyalarında tüm veriler hareketli bir halde, renkler, sesler, dokunma duyusu ve kokularıyla aynen depolanmıştır. Algıladığımız tüm veriler bizim hatırladığımızdan çok daha renkli ve canlı bir şekilde hafıza dosyalarımızda tutulur.

Zaman çizgimizi yaşamımız boyunca kaydettiğimiz tüm veriler olarak düşünürsek, bu çizgide bazı boşluklar olduğunu görürüz. Acı, şok veya travmatize eden bir olayla karşılaştığımızda otomatik zihin devreye girer ve bu anlarda olan biten her şey acı dosyalarına kaydedilir. İşte bu boşluk anları tamamen acı dosyalarına gönderilmiştir. Yani zaman çizgimizdeki boşluklar, acı dosyalarıdır.

Yeni bir terapi yaklaşımı: Geri Çağırma Terapisi

Bizler farkında olmadığımız başka bir hatırlama işlevine sahibiz. Bu işlev “geri çağırma” dır. Geri çağırmayla, hiçbir ilaç veya hipnoz etkisinde olmaksızın hayatımızın herhangi bir dönemine geri dönebiliriz. Bu işlem “Zihinde canlandırma” diye adlandırılan yöntemle yapılır. Terapist danışanın dikkatini bizzat danışanın kendisine yöneltir ve “oraya git” diyerek danışanı hayatının çeşitli dönemlerine götürmeye başlar. Bu hatırlamaktan daha fazlasıdır, mümkün olduğunca olayı geri çağırıp şimdide yeniden yaşamaktır.

Geri çağırma işlemi, “tam hatırlamadır”. Tam hatırlama, organların geçmiş bir olayla ilgili uyarımı tekrar hissedebilmesini sağlar. Olayın olduğu zamanda kaydedilen hareketli resimleri ve diğer duyu algılamalarını içerir. Kişi aynı zamanda geçmişindeki kararlarına ve düşüncelerine de geri dönebilir. Optimum geri çağırma, bireyin kendisi şimdiki zamanda kalırken, bir veya birkaç duyusunun geri dönmesi yöntemiyle olur.

Bütün terapi bir hatırlama ve ilişkilendirme işleminden fazlasıdır, adeta zaman içinde yolculuktur. Terapinin amacı, zihnimizde güvenli bir şekilde seyahat ederken, davranışlarımızın kaynağını anlamak ve var olan potansiyelimizi geri kazanmaktır.

Sonuç

Geri Çağırma Terapisi, beynin ve zihnin doğal işleyiş yasalarına tamamen uygun, bilimsel verilere dayanan ve uygulaması gayet sistematik bir terapi tekniğidir.

Terapi sürecinin amacı, otomatik zihnin devrede olduğu zamanları anlamlandırıp, ait oldukları yere, zaman çizgisine eklemektir. Böylelikle tüm yaşam süresinin ardışık kayıtlarına ulaşılmış olur. Tüm yaşamının kayıtlarını anlamlı bir şekilde hatırlayan kişi de, korkularından, kaygılarından ve ruhsal problemlerinden kurtulur, tüm irade gücünü geri kazanır ve şimdiye dek kendisinde keşfedemediği gizli kalmış yeteneklerini ortaya çıkarır.

Sağlığımıza, iş görmemize, mutluluğumuza ve hayatta kalma potansiyelimize engel teşkil eden bu gizli acıları sürdürmek, çekmek zorunda değiliz. Ruh ve beden sağlığımız her şeyden önemli. Bu konuyla ilgili ayrıntılı bilgi ve destek almak isterseniz bana ayselkeskin.net ten ulaşabilirsiniz. Sağlıkla ve sevgiyle kalın.

AYSEL KESKİN

PSİKOLOJİK DANIŞMAN & EFT MASTER

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.