Duyguları Beslemek: Yeme Bağımlılığı

Yeme bağımlısı mıyım? 

  • Karnım doymasına rağmen “bunun üzerine bir tatlı, hamur işi ya da atıştırmalık iyi gider” diyerek yemeye devam ediyorum.
  • Tatlı, hamur işi veya abur cubur yemeye başladığımda kendimi durduramıyorum ve planladığımdan daha fazlasını şişene kadar yiyorum.
  • Sonra bunları yediğim için suçluluk duyuyorum. Ancak daha sonra tekrar kendimi bunları yerken buluyorum.
  • Bunları yediğim için yaşadığım suçluluğu azaltmak için “Oh iyi ki de yedim. Canım istiyorsa vücudumun buna ihtiyacı vardır” gibi bahaneler üretiyorum.
  • Yeme konusunda kendime kurallar ve sınırlamalar getirmeye çalışmama rağmen bunlara uymakta zorluk çekiyorum, “Yemeyecektim ama diğer yarısını da yesem ne olur ki” diyerek yemeye devam ediyorum.
  • Abur cubur ve tatlı yemelerimi ailemden ve arkadaşlarımdan gizliyorum.
  • Bu tür yiyecekleri yalnızken daha çok yiyorum.
  • Sağlığımda ve kilomda sorunlara sebep olmasına rağmen bunları yemekten kendimi alamıyorum.

diyorsanız siz de bir yeme bağımlısısınız.

Yemek yemenin bağımlılığı mı olur?

Evet, yemenin bağımlılığı olur. Yeme bağımlılığı, ne kadar çabalarsa çabalasın kişinin özellikle belli yiyecekleri (hamur işi, tatlı, çikolata, cips vb gibi yağ ve şeker oranı yüksek yiyecekler) tüketme konusunda kendini kontrol edememesi şeklinde görülen ciddi bir sağlık sorunu.

Özellikle bizimki gibi yemek yemenin sağlıklı ve “iyi ebeveyn” olmakla ilişkilendirildiği toplumlarda yeme bağımlılığı oldukça yaygın görülüyor. Yemek yedirme “iyi anne olmak” “beslemek” “büyütmek” gibi kavramlarla eşleştirildiği için, yemeye dönük sağlıksız tutumlar obezite ya da şeker hastalığına dönüşmedikçe çoğunlukla göz ardı ediliyor. Nasıl ki bir uyuşturucu bağımlısı uyuşturucuya karşı şiddetli bir istek duyuyorsa, yeme bağımlısı da bağımlı olduğu yiyecekleri tüketmeye dayanılmaz bir istek duyuyor.

Bağımlılığın türü ve nesnesi ne olursa olsun beyinde yarattığı kimyasal değişimler birbirine çok benziyor. Yeme bağımlılığı söz konusu olduğunda, özellikle şekerli ve yağlı gıdaların beynimizde haz veren hormonları tetiklemesi sebebiyle, aynı hazzı yakalayabilmek için bu yiyecekleri kontrolsüzce tüketiriz. Beynimizdeki kimyasal değişimler duygu ve davranışlarımızı doğrudan etkilediği için irade göstermemize rağmen kendimize engel olamayız. Yeme bağımlılığı, aynı yeme bozukluklarında (anoreksia nervoza, bulimia nervoza ve tıkınırcasına yeme bozukluğu vb.) görüldüğü gibi “yemek” ile sağlıksız bir ilişkiye işaret ediyor.

Yeme bağımlılığının iradeyle hiçbir ilgisi yok.

Yağlı ve şekerli gıdaların aynı alkol ve kokain gibi maddelere benzer şekilde kötüye kullanılma potansiyeli var. Beyin görüntüleme çalışmaları iştah açıcı görünen, güzel kokan ve lezzetli yiyeceklerin uyuşturucuya benzer etkiye sahip olduğunu ortaya koyuyor. Yağlı ve şekerli beslendikçe bu yiyecekleri yeme arzusu artıyor, bu arzu sonrası ise beklendiği üzere bu yiyecekleri aşırı yeme eğilimi görülüyor. Bununla beraber yağlı ve şekerli yiyeceklerin katı diyetlerle engellenmesi de arzunun artmasına ve kontrolsüz yeme ataklarına sebep oluyor. Aynı uyuşturucu bağımlılığındaki arzu mekanizmasında olduğu gibi bir kısır döngüye yol açıyor.

Yeme davranışı, alışveriş ve kumar gibi pek çok bağımlılıkta olduğu gibi beyindeki ödül sistemiyle alakalı. Bu ödül sistemi belli yiyecekler tüketildiğinde dopamin ve serotonin (mutluluk hormonları) gibi hormonların salgılanmasını sağlayarak haz duygusu yaratıyor. Haz duygusundaki artış kişiyi bu yiyecekleri yemeye tekrar tekrar yöneltiyor. Yani yeme bağımlılığının iradeyle hiçbir ilgisi yok.

Neden yeme bağımlısı oluruz?

Yeme bağımlılığı aslında bir tür stresle başa çıkma yöntemi. Yeme bağımlılığının başlangıcı çocukluk yıllarına kadar gidiyor. Çocuklukta yemek yemenin bazı olumsuz duyguları rahatlattığını fark ettiğimizde, bir yetişkin olduğumuzda stres kaynakları arttığı için yeme davranışına yönelmemiz kaçınılmaz.

Kronik stres bizi, kolayca ulaşılabilir ve yüksek haz veren gıdalara yönlendiriyor. Stres ile artan kortizol ve insülin düzeyleri bizi yağlı yiyecekler yemeye yöneltiyor. Kronik stresin yarattığı olumsuz duygulanımı azaltmak için daha çok yemeye başlıyoruz. Yeme bağımlılığı depresyon, kaygı bozuklukları ve düşük özgüvenle oldukça alakalı. Kısaca yeme bağımlılığı bizi rahatsız eden tüm duygularla baş etmenin yollarından biri.

Yeme bağımlılığının tedavisi var mı?

Yeme bağımlılığı tedavi edilebilir. Tedavi; alkol, uyuşturucu, sigara, alışveriş gibi bağımlılıklarının tedavisiyle benzerlik gösterir. Psikolojik yardım sürecinde öncelikle yeme davranışının tetikleyicileri belirlenerek duygusal kaynaklı yeme farkındalığı kazandırılır. Danışanın siyah beyaz düşünce yapısı ile stresi azaltılarak, zevk ve rahatlamayla ilişkilendirdiği yeme isteğinin ortadan kaldırılması hedeflenir.

Kişinin yaşamından onu hali hazırda rahatlatan bir davranış çıkarıldığında yerine bu rahatlamayı sağlayacak sağlıklı bir alternatifin konması gerekir. Bu nedenle kişinin, stresle başa çıkabilme ve duygu düzenleme becerilerini arttırma ve farkındalık temelli çalışmalar yapılır. Kontrolsüz yeme ataklarının güçlü bir nörobiyolojik alt yapısı olduğunu bilmek, kişinin yeterli iradeyi gösteremediğine dair kendisine karşı duyduğu öfke ya da suçluluk gibi olumsuz duygulardan uzaklaşmasına yardımcı olur.

Duygusal Özgürleşme Teknikleriyle (EFT) yeme bağımlılığını iyileştirmek:

EFT (Duygusal Özgürleşme Teknikleri), Amerikalı bir psikoloğun (Roger Callahan) tesadüfen bulduğu ve Stanford’lu bir fizik mühendisinin (Gary Craig) bugünkü haline getirdiği bir “kendini ve başkalarını iyileştirme” tekniği. Akupunktur ve akupresür temelli, bedendeki belli akupunktur noktaları uyarılarak yapılıyor. EFT bedenin kendini iyileştirme prensibine göre çalışıyor ve uygulama esnasında bu iyileştirme gücü aktive ediliyor. İyileşmelerin çoğunlukla çok hızlı hatta aniden olması sebebiyle insan aklının alması zor olabiliyor. Ancak iyileşme her durumda bu kadar hızlı olacak diye bir garanti yok. İyileşme süresi soruna göre değil, kişiye göre değişiyor. Aynı sorundan kimisi 2 dakikada kurtulurken, kimisi 4 seansta kurtulabiliyor.

EFT ile öncelikle aşırı yemenize sebep olan olumsuz duygular belirlenir ve EFT vuruşlarıyla bu duygular temizlenir. Böylece sorun kaynağından çözülmüş olur. Sorunun kaynağını kökünden çözmek, kişinin iç dünyasındaki çelişkileri de ortadan kaldırdığı için rahatlama ve iç huzurunu da beraberinde getirir. Yani bir taşla iki kuş vurulur: Hem yeme bağımlılığından kurtulmuş hem de bu vesileyle varsa kilo ve sağlık sorununuz da çözülmüş olur. Bazı insanlar yeme bağımlılığından kurtulsalar bile vücutlarından nefret ederler. Bu tip kişilerde önce beden imajı üzerinde çalışmak gerekir. EFT ile bedenle ilişkilendirilmiş negatif duygu yükü ortadan kaldırılarak pozitif bir beden imajı geliştirilir.

Yeme kontrolünü elinize alın!

Siz de aşırı yediğinizi düşünüyor, sadece yemek yiyerek mutlu oluyor ve alternatif bir yöntem arıyorsanız EFT aradığınız yanıt olabilir. (Destek almak için bana ayselkeskin.net ten ulaşabilirsiniz.) Hayatınızın kontrolünü almak ve esenlik içinde yaşamak elinizde. Daha iyi ve sağlıklı bir hayat sürmeyi hak ediyorsunuz. Ruh ve beden sağlığınızın her şeyden önemli olduğunu hatırlatır, sağlıklı günler dilerim.

 AYSEL KESKİN

PSİKOLOJİK DANIŞMAN & EFT MASTER

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.