Rüyalar ve Karabasanlar: Uyuyabiliyor musunuz?

“Gece belli zamanlarda uyanıyorum ve gözlerimi açıyorum fakat hareket edemiyorum. Konuşmak istiyorum ama konuşamıyorum. Sanki vücuduma kramp giriyor. Daha sonra uyandığımı sanıyorum, kalkıyorum, etrafıma bakıyorum ve cisimlerin hareket ettiğini, oynadığını ya da kişilerin geçtiğini görüyorum. Bu kişileri ailemden biri sandığım için korkmuyorum. Ancak tüm bunlar uykumda oluyor ve ben bağırarak uyanıyorum. Her gece uykuya dalmadan önce aynı şeyleri yaşayacağım diye çok korkuyorum.”

Günde 8, haftada 56, ayda 240 ve yılda 2920 saatimizi uyuyarak geçiriyoruz. Bir başka deyişle hayatımızın yaklaşık üçte birinde uyuyoruz. Bu kulağa yaşamımızın oldukça büyük bir kısmını hiçbir şey yapmadan geçiriyormuşuz gibi geliyor: Gözler kapalı, kaslar gevşek, soluk düzenli, sese ve ışığa duyarsız, yani tamamen teslim olmuş bir şekilde. Ama biz uyurken beynimizde bir şeyler oluyor, aslında beynimizde uyku esnasında çok şey oluyor.

Neden uyuyoruz?

Bu sorunun kesin bir yanıtı yok. Uzmanlar uykunun bizi güçlendirdiğini ve hayata uyum sağlamamıza yardımcı olduğunu düşünüyorlar. Uykunun güçlendirici etkisine göre REM (beyin dalgalarının yavaşladığı, göz hareketlerinin hızlandığı derin uyku evresi) sırasında beyne kendisini toparlama ve onarma şansı veriliyor. Uyum sağlatıcı etkisine göre ise, uyumak, çevremizdeki tehlikelerle başa çıkma ve yaşam koşullarına uyum yapma becerimizi artırıyor.

Neden rüya görüyoruz?

Hepimiz her gece rüya görüyoruz, ama rüyalarımızın çoğunu hatırlamıyoruz. Rüyalar büyük oranda REM uykusu sırasında görülüyor. REM uykusu sırasında uyandırılanların çoğu, rüya görmekte olduklarını söylerler. Uzmanlar gün içinde algılanan ve belleğe kaydedilen verilen rüyaların hammaddesi olduğunu düşünüyorlar.

Neden uyuduğumuz sorusu gibi, neden rüya gördüğümüz sorusunun da henüz kesin bir yanıtı yok. Ancak, bu konuda çeşitli araştırmalar yapılıyor, varsayımlar üretiliyor. Uzmanlara göre günlük yaşamda karşılaşacağımız stresli ve zor olaylarla başa çıkabilmek ve beynin zihin “çöpünü boşaltmasını” sağlayarak kendini onarabilmesi için rüya görüyoruz.

Uykusuz yaşayabilir miyiz?

Yapılan deneyler sonucunda uykusuz bırakılan deneklerin, konsantrasyon, motivasyon, algılama bozuklukları ve ileri düzey düşünsel süreçlerinde gerileme gözlenmiş. Denekler, birkaç gece uyuduktan sonra tüm fonksiyonları normale dönmüş. Farelerin kullanıldığı deneylerdeyse, iki hafta uykusuz bırakılan fareler ölmüş. Farelerin ölüm nedeninin metabolizmalarının çok fazla çalışması olduğu düşünülüyor. Kısacası yeterince uyumazsak aklımızı kaçırabilir, hatta ölebiliriz.

Uyku bozuklukları neler?

1. İnsomnia (Uykusuzluk Hastalığı)

Uykuya dalamamak, daldıktan bir süre sonra uyanıp yeniden uyuyamamak, ışığa aşırı duyarlılık göstermek ve uykuda dinlenememek insomnianın belirtilerinden bir kısmı. İnsomnia bellekte sorunlara, iş görmede güçlüğe, sinirliliğe ve günlük işler sırasında ayık kalmada zorlanmaya yol açabiliyor. Tansiyon ve stres gibi etkenlerin yanı sıra, birçok fiziksel ve psikolojik rahatsızlık da bu hastalığa neden olabiliyor. İnsomnia her yaştan, her cinsiyetten, her ırktan insanda görülebildiği gibi, ileri yaşlardakilerde ve kadınlarda görülme sıklığı daha fazla. Stres en büyük nedenlerden biri. Ayrıca, çok ciddi hastalıklar, ameliyatlar ya da yaralanmalar gibi travmatik olaylar, huzursuz bacak sendromu, periyodik bacak hareketleri bozukluğu ve Jet lag de insomnianın nedenleri olabilir. Eğer insomnia hafif düzeyde ise uyku hijyenine uymak sorunun çözümü için yeterli oluyor. Daha ağır insomniada ise, ilaç tedavisi, psikoterapi ve rahatlama egzersizleri kullanılıyor.

2. Narkolepsi

İnsomnianın (uykusuzluk hastalığı) aksine, narkolepsiye yakalananlar gün boyunca kontrol edilemez uyku ataklarına yenik düşüyorlar. Genellikle 15 ile 30 yaşları arasında ortaya çıkan hastalığın en önemli belirtileri, gün içinde uykulu olma hali, uyku felci ve uyku halüsinasyonlarıdır. Gece boyunca rahatsız uyumak, sık sık uyanmak ve kabus görmek de narkolepsiye eşlik eder. (Yazının başında tarif edilen uyku bozukluğu yüksek ihtimalle narkolepsi.)

Narkolepsinin kesin nedeni henüz bilinmiyor ama bu konuda birtakım varsayımlar var. Bazı araştırmalara göre kişinin bağışıklık sistemi zayıflığı narkolepsiye yol açıyor. Çevresel etkilere/toksinlere karşı duyarlı olan bağışıklık sistemi, virüs zannettiği kendi nöronlarına saldırarak zarar veriyor. Narkolepsi tedavisinde genellikle, antidepresanlar ve bunlara ek olarak yatmadan en az 3 saat önce hafif egzersiz yapmak, akşamları kafeinli şeyler içmekten vazgeçmek, planlı olarak belli saatlerde şekerleme yapmak ve gün boyunca hafif yiyecekler yemek gibi, kaliteli bir uyku için gerekenler öneriliyor.

3. Horlama

Horlama, uyurken soluk aldığımızda yutak çevresindeki yumuşak dokuların titreşmesiyle oluşan ses. Üst solunum yolunun daralmasıyla horlama artıyor. Kişide yaş ilerledikçe horlama sorununun ortaya çıkma olasılığı yükseliyor ama asıl neden daha çok, fazla kilolar. Genellikle fazla kilolardan kurtulmak, uyku hapı ve alkol kullanmamak, boyun yapısına uygun bir yastık kullanmak sorunu çözmeye yetiyor.

4. Uyku Apnesi

Uyku apnesi, uykuda horlayan kişinin soluğunun 20 ila 30 saniye boyunca durması, kişinin bu duraklamalarla uyanması ve gün boyunca uykulu gezmesi rahatsızlığı. Bu rahatsızlık, soluk durması nedeniyle, kandaki oksijenin azalmasına bağlı olarak kalp damar hastalıkları, yüksek tansiyon ve felç gibi başka rahatsızlıklara da yol açabiliyor.

Uyku apnesi tanısı için polisomnograf adlı bir testten yararlanılıyor. Tedavisinde tıpkı horlamada olduğu gibi, fazla kilolardan kurtulmak, uyku öncesi alkol ve uyku hapı almamak, uyku hijyenine uymak gibi basit yöntemlere başvurulduğu gibi, daha ciddi durumlarda soluk almayı kolaylaştırıcı maskeler de kullanılıyor.

5. Uyurgezerlik, diş gıcırdatma, uykuda konuşma, sıçrayarak uyanma, huzursuz bacak sendromu gibi uykuda istemsiz yapılan hareketler

Uyurgezerlik ve sıçrayarak uyanmak, sanıldığının aksine rüyalar ya da kabuslarla ilişkili değil, genellikle derin uyku sırasında gerçekleşiyor. Uyanınca kişi bunları anımsamıyor ve uyku sırasında beyinde bilinçsiz bir uyanıklık durumuna neden oluyor.

Uyurgezerlik ve sıçrayarak uyanma, daha çok çocuklarda görülüyor ve 15 yaşından sonra geçiyor. Yetişkinlerde ise, stres, alkol ya da uykusuzluk gibi etkenlerle ortaya çıkabiliyor. Bunlar genellikle tehlike yaratmıyor, ama uyurgezer kişinin yatağının önüne yüksek bir engel koymak ve pencereleri kapatmak gibi önlemler almak faydalı olabilir. Bu rahatsızlıklar eğer birtakım psikolojik nedenler yüzünden ortaya çıkmışsa ciddiye alınması gerekir. Bu durumda mutlaka psikolojik danışmanlık ve psikoterapiye başvurulmalı.

Uzmanların kalıtsal olabileceğini söyledikleri huzursuz bacak sendromuysa, hormonal değişimlerin yaşandığı hamilelik döneminde artış gösteriyor. Ayrıca vücutta demir eksikliği ve bacak sinirlerinin zarar görmesi de huzursuz bacak sendromuna neden olabilir. Çok ciddi olmayan durumlarda, yatmadan önce ılık duş almak, kafein ve alkol kullanmamak, bacaklara masaj yapmak işe yararken, ciddi boyutlardaki rahatsızlıklar için doktorların önerdiği ve daha çok Parkinson hastalığının tedavisinde kullanılan birtakım ilaçlardan yararlanılıyor. Huzursuz bacak sendromu aynı zamanda insomnianın da nedenlerinden biri olabilir.

Uyku sorunlarından kurtulmak için ne yapmalıyım?

Yazının başında da belirtildiği gibi, uykusuz kalırsak konsantrasyonumuz azalır, motivasyonumuz düşer ve algı bozuklukları yaşarız. Kalitesiz ya da çok az uyku uyursak beynimiz “zihin çöpünü” boşaltamaz ve günlük olaylarla baş etme becerimizi kaybederiz. Eğer siz de uykusuzluk ve uykuya dalmakta güçlük çekiyor, gün içinde uyku atakları yaşıyor veya uyumanıza rağmen dinlenmiş hissetmiyorsanız mutlaka bir ruh sağlığı uzmanından (psikiyatrist, psikolojik danışman, psikolog) destek almalısınız. Benden destek almak için ayselkeskin.net ten bana ulaşabilirsiniz. Ruh ve beden sağlığınızın her şeyden önemli olduğunu hatırlatır, sağlıklı günler dilerim.

AYSEL KESKİN

PSİKOLOJİK DANIŞMAN & EFT MASTER

Yazı hazırlanırken Bilim ve Teknik dergisinin Kasım 2008 sayısındaki “Uyku ve Rüyalar” yazısından faydalanılmıştır.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.